TİME DERGİSİ ÖDÜL TÖRENİ

Time Dergisi

Saygı Öztürk

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN 

SAYGI ÖZTÜRK

Saygı Öztürk’ün yeni kitabı: BELGELERLE ERGENEKON

Gazeteci-yazar Saygı Öztürk, Türk basınında “Ergenekon”un hep “ilk”lerini yazdı. Evinde, Ergenekon belgeleri bulunan ve halen Kanada’da yaşayan Tuncay Güney’in “hamam” olduğunu ortaya çıkardı. Olayın taraflarıyla defalarca görüştü, geçmişte soruşturmanın niçin yarım kaldığını  “Belgelerle Ergenekon” kitabında topladı.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN 

Kamudan

SON DAKİKA


Trafik Kameraları

Kültür Sanat
Belgeli Sivil Katliam Yazdır E-posta

Belgeler yaklaşık 200 Afgan sivilin ölümünün dünya kamuoyundan gizlendiğini gösteriyor.

Amerika Birleşik Devletleri tarihindeki en büyük gizli belge sızdırma olayı gerçekleşti.

BBC'ye göre, Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait 90 bin belge basına sızdı.


2004-2009 arasına ilişkin belgeler, daha önce de benzer yayınları nedeniyle tepki çeken Wikileaks adlı internet sitesinde yayınlandı.


Guardian ve New York Times gazeteleri ile Alman Der Spiegel dergisi de Wikileaks ile işbirliği içinde bu belgeleri yayınladı.


Bunun Amerika Birleşik Devletleri tarihindeki en büyük gizli belge sızdırma olayı olduğu belirtiliyor.


Belgeler yaklaşık 200 Afgan sivilin ölümünün dünya kamuoyundan gizlendiğini gösteriyor.


Ayrıca NATO'nun, Pakistan ve İran'ın Afganistan'daki isyan hareketini el altından desteklediklerine ilişkin kaygılarına yer veriliyor.


90 bin belge içinde, Taliban'ın havadan karaya ısıya duyarlı füzelere sahip olduğu yolunda bilgiler de var.


Taliban'ın uzaktan kumandalı bombalar ile yaptığı saldırılarda ölen sivillerin sayısında artış olduğu da bu belgelerde yer alıyor.


Beyaz Saray olayı sert bir açıklama ile kınadı.


Açıklamada belgelerin 2009 Aralık'ına kadar olan dönemi kapsadığı, bu tarihte ise Başkan Barack Obama liderliğindeki Amerikan yönetiminin Afganistan stratejisinin değiştiği belirtildi.


Ayrıca bu belgelerin yayınlanmasının NATO askerlerinin hayatını ve ulusal güvenliği tehlikeye attığı savunuldu.


Washington'daki Pakistan büyükelçisi de belgelerin gerçeği yansıtmadığını, ABD, Pakistan ve Afganistan'ın El Kaide ve Taliban'a karşı birlikte mücadele ettiklerini söyledi.

 

aktifhaber

 
Kurtulmuş AK Parti'den teklif almış Yazdır E-posta

Olaylı geçen Saadet Kongresi'nin ardından tüm dikkatler şimdi Genel Başkan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'un üzerinde. Bugün gazetesinden Seda Şimşek'e konuşan Kurtulmuş, Saadet'teki yeni dönemin yanısıra 2007 yılında AK Parti ile arasında geçen görüşmeleri de anlattı.

 

Herkesi itidalli davranmaya çağıran Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş: İşte o zaman parti bölünür.  

 

11 Temmuz'daki olaylı kongrenin ardından partinin ak saçlılarının yeni bir kongre için kolları sıvadığı Saadet Partisi'nin lideri Kurtulmuş, herkesi itidalli davranmaya çağırdı. Sonradan pişman olunacak işlerin yapılmamasını, sözlerin sarf edilmemesini tavsiye eden Kurtulmuş, "Dargınlıkları derinleştirmeyelim. Bölünmelere yol açmayalım" dedi...

Röportaj: Seda ŞİMŞEK

Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi'nin 11 Temmuz'da yapılan olaylı kongresinde yeniden genel başkan seçildi. Kongreler sadece partilerin değil, siyasetin de kaderini belirliyor. Kurtulmuş, partisinin aldığı yüzde 5 oyla mukayese edilemeyecek bir şekilde siyasette ismi konuşulan bir siyasi figür oldu. Erbakan yine önce var ettiği, sonra çıkmaz yola sürüklemek için adeta elinden geleni ardına koymadığı hareketin başrol oyuncusu. Bu rolü kimseye kaptırmaya da pek niyetli değil.

Saadet Partisi'nde yeni bir kongre olup olmayacağı tartışmaları sürerken, "Kurtulmuş bırakıp gidecek mi, mücadele mi edecek" sorusunun cevabı kulislerde aranıyor. Kurtulmuş, cuma günü sürpriz bir hamle yaparak Erbakanı ziyaret etti. "Neler olacak" diye merak edenler için Kurtulmuşun kapısını çaldık. Akla gelen her soruyu kendisine yönelttik, kongreden sonra ilk kez bu kadar çok ve açık konuştu. "Kurtulmuş gidecek mi" diye merak edenler için izlenimimi de paylaşıyorum, Hoca ve ekibi kongre için yeterli imzayı toplasalar da Kurtulmuş, yine genel başkan adayı olacaktır...

Necmettin Erbokan'ın Saadet Partisi için anlamı nedir? SP camiasında çok büyük bir anlamı vardır. Sayın Erbakan'la Saadet Partisi arasındaki ilişki bir tüzük gereği ilişki ya da resmi bir ilişkiden öte bir gönül ilişkisidir, bu sürekli olarak devam edecektir.

Gölge genel başkan mı?

Yok, hayır. Gölge olan gerçek olmaz. Türk siyasetinde insanlar gerçek siyasetin etrafında olurlar, dünyanın her yerinde böyledir. Biz bu anlamda büyüklerimizden ilham alırız, onların fikirlerinden, tecrübelerinden istifade ederiz, ama asla bir gölge siyasetinde bulunmayız.

Son günlerde yapılan açıklamalara bakıldığında Sayın Erbakan'ın kontrolünden çıkmanızdan rahatsız olduğu anlaşılıyor. Son kongreye kadar onun kontrolünde miydiniz, bu kongrede mi kontrolden çıktınız?

Bu sorunun muhatabı ben değilim. Kendi davamızın temel fikri çerçevesi içinde, millete hizmet yolunda, milletin önceliklerini, tercihlerini esas alarak yolumuza devam ediyoruz.

BUNLAR ELBET UNUTULUR

310 oyla genel başkan seçildiniz, bu sizi rahatsız etmedi mi?

Hayır etmedi. Bu konuda spekülasyon yapılıyor. 830 delege kongreye katılmış, ama kongre çok uzadı, delegelerin bir kısmı gitmiş, 630 delege oy kullanmış, bu delegelerin 496sı bizim beyaz listemize oy vermiş, diğerleri de zaten Numan Kurtulmuş'un genel başkan adayı olduğu yeşil listeye oy vermişler. Çok yakın arkadaşlarımız bile, ilk turda oy kullandıktan sonra gittiler.

Bir referandum süreci, ardından seçim süreci var. Partinin sahip çıkmadığı bir genel başkan olarak nasıl miting yapacaksınız? Tedirginlik duyuyor musunuz?

Duymuyorum, çünkü bunlar kongre sonrasında ortaya konulmuş olan kızgınlıklar, küskünlükler, söylenmiş sözlerdir. Bunlar unutulur, camiamız "nerede kalmıştık" diyerek kenetlenir,.

Kongrede yaşananlarla acaba karizma çizilmedi mi?

Tam tersine, dünyanın hiçbir yerinde son seçimde yüzde 5.5 almış bir partiyle hiç kimse bu kadar ilgilenmez. Yani çift liste mi çıktı, kim hangi listeyi destekledi gibi konularla kimse ilgilenmez, ama Türkiye'de son 10 gündür gündemin en önemli maddesi SP ve kongresi ise SP'n-de yaşananların ne olduğuna ilişkin ilgiler yoğunlaşıyorsa, bunun bir tane karşılığı vardır, SP Türkiye'nin tek iktidar alternatifidir.

Erbakan yeni bir kongre çağrısında bulundu, siz de "derin çatlak olur" dediniz. Bu ne demek? Kongre olursa ayrılacak mısınız?

Şu atmosferde, bazı arkadaşlarımız, bazı ağabeylerimiz kongre sonrasında, şimdi sorsanız belki "maksadını aşan" sözler diyebilecekleri birtakım sözler söy lediler. Her çift listeli kongrede bunlar olur. Bazı küskünlükler, dargınlıklar olur, ama bunların üstüne "bir daha kongre yapalım"a işi getirirseniz, o zaman bu dargınlıklar, küskünlükler çok daha fazla derinleşir. Bu anlamda çok büyük çatlaklıklar, kırılmalar, bölünmeler ortaya çıkar. Ben herkese itidalli davranmalarını, sözlerine ve işlerine dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Hiç kimse sonradan pişman olacağı, "tüh yanlış yaptım, yanlış anlaşıldım" diyeceği sözleri söylememeli, işleri yapmamalıdır. Kongre sonrası gelişmeler de gösteriyor ki bir iktidar yolu açılmıştır, bu yolu tıkamaya bilerek ya da bilmeyerek kimse hizmet etmesin. '

YANLIŞ ANLAŞILDIM' DENMESİN

"Tecrübeli olmak racon kesme hakkını vermez" mi diyorsunuz?

Hayır, ben öyle bir şey demiyorum. Hiç kimseyi kastetmiyorum, bir genel kural olarak söylüyorum. Hiç kimse sonradan "Yanlış anlaşıldım, öyle demek istemiyordum, kastımı aştım" mânâsına gelecek sözleri söylemesin, işleri yapmasın. So nun da aramızda ki hukuku, aramızdaki ilişkiyi belirleyen herhalde herhangi bir Siyasi Partiler Yasası'nda ne olduğu ya da Saadet Partisi'nin tüzüğü değildir. Aramızdaki hukuku belirleyen kardeşlik hukukudur, dostluk, ahbaplıktır, bunu kimse zedelemesin. Söyle diğim bu dur.

Yeterli imza toplanır ve yeni bir kongre olursa siz ne yapacaksınız? Yeniden genel başkan adayı olacak mısınız?

Ortaya çıkan tabloya göre, hukuk neyi gerektirirse, biz hukukun gereğini yaparız. Şimdi ben partimin başındayım. Benim amacım bu partiyi bundan sonra Türkiye'nin iktidar merkezi haline getirmektir ve o yönde de çalışıyoruz.

BU DAVA KiMSENiN BABASININ MALI DEĞiL

Hiçbir şahıs vazgeçilmez değildir. Hepimiz duvara taş taşıyoruz. Bu dava hiçbirimizin şahsi davası değildir, hiçbirimizin babasının malı değildir. Bu dava milletin malıdır...

Gelinen bu noktada Sayın Erbakan ile yeniden bir uzlaşma sağlamanız mümkün müdür?

Sayın Erbakan bizim büyüğümüzdür. Bu ülkeye, bu millete büyük hizmetleri olmuştur. Her zaman görüşlerinden, tecrübelerinden istifade ederi Akıllı bir siyasetçinin yapması gereken de budur. Her zaman kendisini ziyaret ederiz. Nitekim cuma günü kendisine bir nezaket ziyaretinde I bulunduk. Kendisinin fikirlerini ve dualarını aldık. Son zamanlarda söylediğim bir şeyi bir kez daha söyleyeyim, hayat sadece koltuklardan, politikadan ibaret değildir. Dostluklar var, insanlıklar var, birikmiş hukuklar var, kardeşlik hukukları var. Sayın Erbakan ve diğer ağabeylerimizle, arkadaşlarımızla hukuklarımız var, bir kongre oldu, iki liste çıktı diye bunlar herhalde zedelenecek değildir.

Size rağmen imza toplanır ve kongre yapılırsa maç bitti demek midir? Mücadale eder misiniz gider misiniz?

Tekrar söylüyorum, bir ülkede siyasetçinin yolunu, siyasetçinin önünü millet keser. Bir siyasetçinin tasfiye edilip edilmemesine millet karar verir.

Yapmaya çalıştığınız şey Erbakanizm'i yuvasında yenmek mi?

Bunlar çok yanlış değerlendirmeler. Bizim inandığımız, adını Milli Görüş olarak koyduğumuz mesele şahıslarla kaim değildir. Bu topraklardan Sultan Fatihler, Kanuni Sultan Süleymanlar, nice büyük bilim adamları, siyasetçiler geçti ve nice büyükleri de gelip geçecektir. Bu medeniyet mücadelesinde şahıslar önemlidir, ama hiçbir şahıs vazgeçilmez değildir. Hepimiz duvara taş taşıyoruz. Numan Kurtulmuş da bu mücadelenin erlerinden birisidir. Hepimiz ölümlüyüz, hepimiz gideceğiz. Bu dava hiçbirimizin şahsi davası değildir, hiçbirimizin babasının malı değildir, bu dava milletin malıdır.

Yani kimsenin tapulu arazisine gecekondu yapmıyorsunuz.

Hayır, ben öyle basit, sıradan bir siyasetin içinde bir dakika bile geçirmem.

KİMSEYE İHANET ETMESİK, YOLDA BIRAKMADIK

Erbakan'ın başka RP olmak üzere kendi başlatıp, kendi varettiği bir hareketi çıkmaz sokağa sokma gayreti pek anlaşılır gibi değil, ama bütün yetiştirdikleri de biraz Hoca'ya vefasızlık etmiş olmuyorlar mı?

Bizim yaptığımız bir yolda bırakma, bir ihanet filan değildir, tam tersine Saadet Partisi'nde bulunan her bir arkadaşım, en zor şartlarda kendi önlerine çıkartılan en önemli dünyalık imkânları ellerinin tersiyle iterek, burada mücadeleye devam etmişlerdir. Sadece ben değil, benden başlayarak en ücra köydeki temsilcilerimiz, arkadaşlarımız, kardeşlerimiz dünyada vefa katsayısı en yüksek olan bir tavrı, 28 Şubat'tan beri devam eden, belki 10-15 yıl süren sıkıntılı süreçleri büyük bir özveriyle, büyük bir fedakarlıkla geçirmiştir.

ŞAHSİ BİR PROBLEMİMİZ YOK

Sizinle çalıştılar, bir Erbakan tazyiki olmasaydı Fatih Erbakan ve Elif Erbakan ile çalışır mıydınız?

Biz bu arkadaşlarımızla bundan sonra da çalışmaya devam ederiz. Hiçbirisi ile hiçbir şahsi problemimiz yoktur.

Verdiğiniz emek ve gayretin karşılığını aldığınızı düşünüyor musunuz?

Biz verdiğimiz emek ve gayretlerin karşılığını bu dünyada almak üzere değil, öteki dünyada almak üzere siyaset yapıyoruz.

ERDOĞAN 2007'DE AK PARTi'YE DAVET ETTi AMA REDDETTİM

Erdoğan sonrasında AK Parti liderliği için adının geçmesini "Bu anlamsız tespitleri neden yapıyorlar anlamıyorum" diye değerlendiren Kurtulmuş, 2007'de bir davet aldığını doğruladı, ancak 'siyasi nezaket' içerisinde reddettiğini söyledi...

Fazilet Partisi döneminde yaşanan ayrışmada gidenler "Milli Görüş gömleğini üzerimizden çıkardık" dediler, siz bu gömleği giymeye devam mı ediyorsunuz?

Siyaset kostümler üzerinden değil, fikirler üzerinden yapılır. Fikirler üzerinden yapılmayan siyaset de günü birlik, pragmatist, geçici siyasetlerdir. Böyle bir siyasette yer almayız. İlla bir benzetme yapılacaksa, değil üstümüzdeki gömleği çıkartmak, Sultan Fatih'in kaftanını giyip, siyaset yapmak daha doğru olur.

Milli Görüş hareketinden bir tane yenilikçi hareket çıkması yetmez mi?

2. yenilikçi hareketi Türk siyaseti kaldırır mı? Fazilet Partisi içindeki bölünmede "Biz değerlerimizden vazgeçtik, artık şimdiye kadar savunduklarımızı savunmuyoruz" iddiası ile bir siyaset oluştu. Biz de "Biz şimdiye kadar savunduklarımızı savunuyoruz, yeniden Büyük Türkiye idealinden 2010'da da, 2110'da vazgeçmeyeceğiz. Yeni ve adil bir dünya kurulması idealinden asla vazgeçmeyeceğiz. Ama, bunu dünün siyaset üslubuyla değil, bugünün yöntemleriyle yapacağız" diyoruz.

TEMEL İTİRAZIMIZ KURUMSAL KİMLİK

"AK Parti, Milli Görüş'ün Erbakan ile ulaşmak istediği kitlelere ulaşmayı başarmıştır" tezine temel itirazınız nedir?

Temel itirazım AK Parti'nin kurumsal kimliği.

AK Parti'nin genel başkanlığı için isminiz geçiyor. Kendinizi Erdoğan sonrasının ve-liahtı olarak görüyor musunuz? Bunların hepsi spekülasyondur, kim ne için bu anlamsız tespitleri yapıyor anlamıyorum. Başbakan belediye başkanıyken siz il başkanıydınız, yenilikçi tarifine de uygun bir sima olduğunuz halde neden SP'de kaldınız?

AK Parti'nin savrulma sürecine girebileceği ihtimalini o zamandan görüyorduk. Zaten AK Parti "Biz gömleğimizi değiştirdik, 40 senedir ne söylüyorsak bunların hepsinden vazgeçtik" dedi. Biz tam tersine, söylediklerimizin esas şimdi Türkiye'de geçerli olduğunu bilerek siyaset yapıyorduk. Herhalde aramızdaki en temel fark buydu.

AK Parti'den 2007'de size bir teklif geldi mi?

Sayın Başbakan'ın böyle bir teklifi oldu, biz de siyasi nezaket içerisinde cevabımızı verdik.

Ne teklif edildi?

"Buyurun beraber siyaset yapalım" teklifiydi. Bunu siyasi nezaket içerisinde reddettik.

28 Şubat sürecinde Erbakan'a karşı olan isimlerin bugün AK Parti'ye karşı Erbakan ve Saadet'in yanında yer almalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

28 Şubatı yapanların "ya biz ne halt ettik" şeklinde kendi kendilerine yaptıkları bir özeleştirinin sonucu olduğunu düşünüyorum.

 
Kimin cebinde ne var Yazdır E-posta

Bülent Eczacıbaşı, Ferit Şahenk ve Ali Babacan fanatik birer iPhone kullanıcısıyken, Ali Koç, Hamdi Akın, Suzan Sabancı Dinçer gibi isimlerin tercihi ise BlackBerry... Akşam gazetesinden Alin Löle; "kim hangi telefonu kullanıyor" sorusunun cevabını veren en ayrıntılı tabloyu çıkarttı..

ECZACIBAŞI SIKI iPHONE FANATİĞİ
Apple'ın iPhone'u ile RIM'in BlackBerry'si iş dünyasını da ikiye böldü. Özellikle genç kuşak yöneticiler ve patronlar arasında iPhone tercih edilirken, iş dünyasının ağır topları tercihini BlackBerry'den yana kullanıyor. Ofis dışında e-maillerini çok sık kullanan yöneticiler BlackBerry'yi tercih ederken daha çok internete girenler iPhone'u kullanıyor. Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı sıkı bir iPhone fanatiği olarak dikkat çekiyor. Daha önce BlackBerry kullanıcısı olan, sonrasında tercihini iPhone'dan yana kullanan Eczacıbaşı, iPhone'un yeni uygulamalarını günü gününe takip ediyor. Hatta yeni çıkan bazı aplikasyonları oğlu Emre'den önce telefonuna indiriyor. Eczacıbaşı'nın teknoloji konusundaki tek tutkusu sadece iPhone değil. Elektronik kitap Amazon Kindle'ı da Türkiye'ye ilk getiren isim olan Eczacıbaşı, yakın arkadaşları Güler Sabancı ve Ümit-Cem Boyner çiftinini de elektronik kitapla tanıştırdı. Eczacıbaşı Holding CEO'su ve Nokia kullanıcısı olan Erdal Karamercan'a da zaman zaman bu teknoloji konusunda zaman zaman 'takılan' Eczacıbaşı, özellikle GSM teknolojisini çok yakından takip ediyor.

BABACAN VE ŞİMŞEK'İN MALİ VERİLERİ iPHONE'DA
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de kabinedeki en sıkı iPhone kullanıcılarından biri. O da tıpkı Bülent Eczacıbaşı gibi iPhone uygulamalarını çok yakından takip ediyor. Hatta iPhone'nuna indirdiği bir uygulama ile kabinedeki bakan arkadaşlarının olası yaşam sürelerini de hesaplıyor. Mehmet Şimşek gibi Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da çok iyi bir iPhone kullanıcısı. Hatta öyle ki Babacan, Türkiye'nin makro verilerini bile yanından ayırmadığı iPhone'undan izliyor.

OBAMA BLACKBERRY FANATİĞİ
Amerika Başkanı Barack Obama da tutkulu bir BlackBerry kullanıcısı. Obama'nın BlackBerry'sini korsan saldırılarından korumak için gizli servisin özel bir yazılım hazırladığı biliniyor. Siyahi başkan aynı zamanda Twitter'a da yazıyor.

ONLARIN DA TERCİHİ BLACKBERRY
ALİ Koç, Suzan Sabancı Dinçer, Haluk Dinçer, Hamdi Akın, Ebru Özdemir, Fırat Çeçen, Mustafa Bayraktar, Erhan Kurtoğlu gibi iş dünyasının ünlü isimlerinin tercihi ise BlackBerry. Bankacılık ve finans kesiminde de yoğun bir BlackBerry kullanımı göze çarparken, Paul Doany, Aclan Acar, Agah Uğur gibi ünlü profesyoneller de BlackBerry kullanıcısı olarak dikkat çekiyor.

tablo.jpg


  ensonhaber

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 
 


google_protectAndRun("ads_core.google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);
Ensonhaber.com - Yorumlar fieldset { border : 1px silver solid; padding: 5px; margin: 10px; } legend { padding: 5px; }
 
Pelin Batu canlı yayında küfür etti Yazdır E-posta

Habertürk'te Murat Bardakçı, Pelin Batu ve Erhan Afyoncu'nun birlikte sunduğu Tarihin Arka Odası yine birbirinden ilginç görüntülere sahne oldu.

PROGRAMI KILIÇ DÜELLOSU İLE AÇTILAR
Geçen hafta ok atışlarıyla programa damga vuran Pelin Batu bu hafta ise programın açılışını Bardakçı ile kılıç düellosu yaparak açtılar. Bu hafta programda kılıçların nasıl yapıldığı ve özelliklerinin anlatıldığı programda hayli ilginç olaylar sahne aldı. Ancak asıl bomba, Pelin Batu'nun kendisine kontrolsüzce saldıran Murat Bardakçı'ya s...tir çekmesiydi. Daha öncede canlı yayında küfür vakasıyla gündeme gelen Batu, olayı küfür etmemem gerekiyordu sözleriyle toparlamaya çalıştı.

PELİN BATU KILIÇ İLE KAMIŞ KESMEYE ÇALIŞTI
Programı kılıç düellosuyla açan ikili daha sonra Japon Kılıcı ile kamış kesmeye çalıştı. Japon Kılıç hocası Ercan Şarbat'ın direktifleri ile kamış kesmeye çalışan Batu hayli zor anlar yaşadı. Pelin Batu'nun kılıcı eline alması ile birlikte stüdyodaki konuklar adeta saklanacak yer aradı. Bardakçı'nın sık sık uyarıları ile konuklar ve stüdyodakiler kendilerini güvenli bir noktaya almaya çalıştılar.

İşte Canlı yayında yaşanan o kılıç şovu...

Pelin Batu Tarihin Arka  Odası’nda kılıç kullandı

 

ensonhaber

 
Gereği Bir Türlü Düşünülemiyor Yazdır E-posta
Ankara 5. İdare Mahkemesi 3 ay önce yapılan atamalar için yürütmeyi durdurma kararı verildi...

22 Nisan’daki hakimlik sınavlarında başarısız olan bir adayın açtığı davayı karara bağlayan Ankara 5. İdare Mahkemesi 300 adli hakimin ataması işlemi için yürütmeyi durdurdu. Adalet Bakanlığı’nın 1 ay içinde görevlerine son vermesi gereken hakimlerin verdiği kararlar da tartışma konusu oldu

Yargıdan bu kez idari yargıyı kaosa sokacak bir karar çıktı. Aralarında Danıştay, Yargıtay ve Adalet Bakanlığı’nda Genel Müdürlük yapan ve birinci sınıf hakimlerden oluşan heyetin 5-22 Nisan 2010 tarihinde yaptığı mülakat sınavlarının yürütmesi durduruldu. Şimdi Adalet Bakanlığı’nın mülakatta başarılı olarak ataması yapılan 300 adli yargı hakiminin hakimin görevine son vermesi gerekiyor. 300 hakimin bu süre içinde vermiş olduğu kararların geçerli olup olmadığı da ayrı bir kaos doğuracak.

KAYIT ALINMADI GEREKÇESİ 

Mülakatlarda başarısız olan adli yargı hakim adayı Adnan Özcanan’ın yürütmeyi durdurma ve işlemin iptali için açtığı davaya bakan Ankara 5. İdare Mahkemesi 23 Haziran 2010’da aldığı kararla, 300 hakimin atamasına ilişkin işlemin yürütmesini durdurdu. Oybirliği ile alınan kararın gerekçesinde “Mülakata giren davacıya sorulan sorular ile davacının sorulara verdiği yanıtların kayıt altına alınmaması nedeniyle davacı iddiaları ile dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığı yolundaki denetim yapılamadığı” denildi. Kararda, “İşlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğacağından 2577 sayılı kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına oybirliği ile karar verildi” ifadesi kullanıldı.

SADECE BİLGİ ÖLÇÜLMÜYOR

Mülakat sınavları, Danıştay, Yargıtay ve Adalet Bakanlığı’nda Genel Müdürlük yapan ve birinci sınıf hakimlerden oluşan heyet tarafından gerçekleştiriliyor. Sınavlarda hakim adayının sadece bilgisi ölçülmüyor. Mülakat sınavlarında hakim adayı; muhakeme gücü, bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneği, genel ve fiziki görünümü, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu, yetenek ve kültürü, çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı gibi konularda değerlendirmeye tabi tutuluyor.

300 KİŞİ MAĞDUR EDİLDİ

Öte yandan sınavlarda başarı göstererek atamaları yapılan 300 hakimin atamalarının iptal edilmesi anlamına gelen karar, söz konusu hakimler için kazanılmış hakların geri alınması anlamına da geliyor.

ESASI ÇÖZECEK KARAR

İdare Mahkemesi’nin, bir kişinin yaptığı başvuru üzerine ataması HSYK tarafından yapılan 300 hakimin görevlendirmelerinin yürütmesini durdurması tartışma yarattı. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı verirken davanın esasını çözecek tarzda karar veremeyeceği, açılan iptal davalarında sadece davacıyı ilgilendiren kısmın iptali için başvuru yapılabilirken tüm atamalar için karar alınması, mahkemelerin kendini idarenin yerine koyarak karar alamayacağı eleştirileri yapıldı.

Kaynak: Star
 

ONLINE KULLANICI








MEB E-OKUL

MECLİS HABER DERGİSİ

ZİYARETÇİ SAYISI

dreamweaver graphics

Önemli Linkler

DOST SİTELER

ÖZEL HABER

Dürüst Vekilin Akp'de ne işi var?

 Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Polat, Yeni Oluşum Hareketi Genel Başkanı Abdullatif Şener'le Görüştü.

Giriş İçin Tıklayın...

 

ÖZEL HABER