|
Sevgili okurlar, yakın geçmişte bir tanıdığımın ziyaretine gittim. Uzun bir tanışıklığımız olduğu için, akrabaları da beni bilirler. O gün o akrabalardan bir hanımın da orada olduğunu gördüm. Varoş bir muhitte oturan ama, kendi halinde , namazında niyazında olan terbiyeli ve insanlara saygılı olan bir hanımefendi. Oturduğu muhitte bazen birkaç hanım arkadaşlarıyla bir araya gelip Kur’an okurlar ve ölmüşlerimize gönderirler. Onların bu alışkanlığını hep takdir etmişimdir. Bu karşılaşmamızda konu nereden çıktı bilemem ama oruç la ilgili konuşmaya başladık. Konu derinleşti ve oruçta karı-koca muhabbetine geliverdi. Bir ara bize döndü ve dedi ki “Bizim mahalleye gelen ve mevlit okuyup dini öğütler veren muhterem bir zat var. Oruçken eğer kocanın canı karısını isterse, kadın 61 yemeyi (yani orucu bozup 61 gün oruç cezası) kabullenerek kocasının isteğini yerine getirmelidir. Bu kadının kocasına olan görevidir” deyivermez mi! Bir anda beynim dönüverdi. “Nasıl yani kocanın rızası Allah rızasından daha mı önemli? Bu hoca dini öğüt mü, yoksa yoldan nasıl çıkılırın yollarını mı öğretiyor sizlere. Hem de din kılıfına sokarak ” diye tartışmaya bir başladıysam hızımı alamayacağımı anladım ve en sonunda konuyu sizin gündeminize getirmeye karar verdim. Oturup düşündüm ve dinsel cahillerin neden sonra tepemize bindiklerinin ve Kitabımızla alakası olamayan saçma sapan konuları niye dini kurallar diye karşımıza çıkarılıp ve çoğu kesim tarafından destek görmelerinin tek sebebinin, varoşlardaki halkın eğitimde maalesef üvey evlat muamelesi görmesi ve oradaki halkın da kendi kendine eğitme çabalarının sonucu olduğu kanaatine vardım. Bu benim sadece duyduğum bir konu. Diğerlerini düşünmeye tahammül edemiyorum. Eğitim, bilmeyeni bilgilendirmekse, bizim ülkenin varoşu haline gelmiş doğudaki vatandaşın da tatminkar bir eğitim aşamasından geçmesi gerekiyor bence. Eğer bu gene ihmal edilirse varoştaki vatandaş “arkamı sağlama alayım” düşüncesiyle ya muhitine gelen politikacılara, kendi geleceklerini, iki paket makarna vb. basit şeylere satmaya devam edecek, ya da yazıma sebep olan bu hanımefendi gibi “ufak tefek yardım alıp evime geçindirebileyim “ düşüncesiyle, kim olduğu ve nereden geldiği bilinmeyen sahte tarikatçıların eline düşecekler. Bununla da kalmayıp o sözde tarikata yardım bahanesiyle arada bir para verip, dinimizin, din eğitimi adı altında paçavraya çevrilmesine sebep olacak.
|