| Lütfen çevrenize iyi bakın |
|
Bu, herkesi ilgilendiren bir uyarı yazısıdır. Pek farkında değiliz, ama hepimiz son derece büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Dikkatli olmadığımız takdirde, hayatımızın allak bullak olması işten bile değil. Elinizi kaptırırsanız, kolunuz gider. İyi niyetli de olsa, yanlış bir adım attınız mı hayatınız kararır. Üstelik, öyle bir cendere içine girersiniz ki, hukuk da sizi koruyamaz. İlk bakışta son derece normal görünen, zaman zaman "fazilet abidesi" rolü oynayan, cezai ehliyetleri bulunan, buna karşılık "sosyal yıkıcılar" olarak adlandırılan kişilik bozukluğu içindeki insanlardan bahsediyorum. Bir başka ifade ile psikopatlardan... Şimdi, "Bu da nereden çıktı" demeyin. Ergenekon'un gizli tanıklarından Osman Yıldırım'a "Anti sosyal kişilik bozukluğu" tanısı konulmuş. Adam normal değil, ancak tanıklık yapmasına bir engel yok! Çünkü, bu tür insanlar Türk Hukuk Sistemi'nde "hasta" olarak kabul edilmiyorlar. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Hukuk Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersan Şen, bakın ne diyor: - Cezai müeyyidesi olan birinin tanıklık yapmasında da bir sorun yoktur! *** Bunlar tanıklık yaparlar yapmasına da... Genellikle doğruyu söylemezler. Psikiyatri uzmanlarına göre, ayaküstü bin tane yalan uydururlar. Kişilik bozukluğunun pek çok çeşidi var. Buna karşılık, genel olarak benzer davranışlar sergilerler. İlk bakışta normal bir insan görüntüsü verirler. Fikir akışları normaldir. Zekaları ve algılamaları oldukça iyidir. Bazıları o kadar güzel oynar ki, mükemmel bir insanla karşı karşıya olduğunuzu sanırsınız. Sizi, aylarca, yıllarca kandırabilirler. Öyle bir an gelir ki, onları tanıyamazsınız... Yücelttikleri, hatta "Tanrılaştırdıkları" bir insanı, anında yerin dibine gömebilirler. Kendilerince bir sebep uydurup, saldırıya geçebilirler. Onlar "Sosyal Yıkıcı"lardır! Yakınlarındaki insanların hayatlarını karartmakta son derece mahirdirler. Eğer onlarla ilgili bilgi sahibi değilseniz, neler olduğunu bir türlü anlayamazsınız. Kendinize sürekli olarak sorarsınız: - Neden ve niçin? Bu sorunun cevabını da hiçbir zaman bulamazsınız. *** Bazıları hayatı bir oyun olarak görürler. Yaşantıları yalan üzerine kurulmuştur. Kendilerine yalan konusunda kesinlikle kısıtlama koymazlar. Hiçbir ahlaki değerlere sahip değildirler. Hayatlarında günah, ayıp ve suç gibi kavramların yeri yoktur. Yakalanmayacaklarını düşündükleri takdirde her türlü suçu işleyebilirler. Adam öldürebilirler, sahte evrak düzenleyebilirler, dolandırıcılık yapabilirler, iftira atabilirler. Devlet otoritesini tanımazlar. En önemlisi de vicdansızdırlar. Suç işlerler, ama hep başkalarını suçlarlar. Cinayete bile kendilerince uygun bir gerekçe bulabilirler: - Çok iyi yaptım, onu bu sefil hayattan kurtardım! Hırsızlık, sahtekarlık ve mafyacılık gibi suçlara meyillidirler. "Mafya" olmayı ve bu yolla güç kazanmayı kendilerince bir statü olarak görürler. Herkes gibi normal bir hayat yaşayamazlar. Onların beyinleri çok farklı çalışır. İşte bu yüzden de hayatları iniş çıkışlarla doludur. Para kazansalar da ellerinde tutamazlar. Çoğu ya bir cinayete kurban gider ya da hayatının önemli bölümünü cezaevinde geçirir. Onlar, hazin sona ulaşıncaya kadar da pek çok insanın canını yakarlar! *** Şöyle çevrenize dikkatlice bir bakın. Dört bir yanımız bu tür kişilik bozukluğu olan insanlarla dolu. Bunlardan toplumun her kesiminde mebzul miktarda var. En önemlisi, Tıp Bilimi henüz bunları normal bir insan haline getirmeyi başarabilmiş değil. Dertlerinin çaresi yok. O yüzden siz, siz olun dikkat edin! Ellerine düşerseniz hayatınızı karartırlar. Benden uyarması!.. |